06 Mart 2012

kazak...

küçükken  hani bana kazak örerdin  ya anne
ilmek ilmek sevgini katardın...
yanardım..
güneşleri toplayıp ardından
yüreğime katardın.
.

ya şimdi anne?
ya şimdi?

neden ısınmıyor ellerim?
yüreğim neden buz?
bana yine kazak örer misin anne?
kırmızı olsun bu sefer..

biliyorum  kış geçiyor ama;
buzdan  kalelerin önünde
her gece nöbetteyim..
ayaz buralar..
toprak kayıyor camlar
üşüyorum ben anne..
üşüyorum...


.

05 Mart 2012

zorunda mıyım?

kendini gölgelere saklamak mı?...
kendini gölgelerden saklamak mı?
yoksa kendini gölge olarak saklamak mı?

08 Şubat 2012

celladıma gülümserken..

....
laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
ruhum sahte
evi nepal’de kalmış
slovakyalı salyangozdur ruhum
sınıfları doğrudan geçip
gerçekleri gören gençlerin gözünde..

acaba kim bilen doğrusunu? hatta ben
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum..

...
ben oysa
herkes gibi
herkesin ortasında
burada, bu istasyonda, bu siyah
paltolu casusun eşliğinde
en okunaklı çehremle bekliyorum
oyundan çıkmıyorum
korkuyorum sıram geçer
biletim yanar diye
önümde bir yığın açalya
bir sürü çarkıfelek
gergin çenekli cesetleriyle
önümde binlerce çiçek
korkuyorum sıra sende
sen de başla ve bitir diyecek.

yo, hayır
yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
söyleyin
aynada iskeletini
görmeye kadar varan kaç
kaç kişi var şunun şurasında?
...
i.özel.