arıza kaydı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arıza kaydı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2015

kuyu...

ah ben bir kuyunun düş'üyüm çünkü doktor..
düşmelere meyyalim vallahi bundan..



10 Ekim 2013

yaşıyorsak alışkanlıktandır..

özgürlük bir ruh haliyse,ben hiç özgür olamayacağım demektir..

kelepçelenirken zaman sonbahara..
tutsak ucundan, kopuverecekmiş gibi sanki her şey..
bıraksak ölüm..

 ah ruknettin, aynalarda ağladığın kadar  var..










19 Eylül 2013

kapkarmaşıktan hallice..

beden eğitimi dersine  girmek zorunda kalmış matematik hocasının masaya bıraktığı test gibi uyandım bugün..öylesine çapraşık, öylesine bilmem kaç bilinmeyenli..
öylesine solgun ve karmaşık..iç içe..içten içe..

dünyanın bilmem kaç bilinmeyenli denklemine denk düşüyorum acaba bunu da düşünmeden edemiyorum doğrusu..
hasılı çözülemiyorum, çözemiyorum hiç bir şeyi; dünya kapkarmaşık..yaşamak sapsarmaşık..
gördüğüme kördüğümüm sürekli..
kör  bir düğüm gibiyim aynı..
körüm!
düğümüm!
 ....

sen coğrafya dersini severdin değil mi,nurhayat?
sahi dünyanın kaç bucak olduğunu da anlatmışlar mıydı derste nurhayat?
ben kaçırdım da orayı..

keşke baştan anlatsa  biri bana herşeyi, n'olur!
en başından..
en çıkmazından..
en...


06 Eylül 2013

...

aklım kıt, düşüncelerim yangın yeri, kalbim ağır aksak bu günlerde...
yap-bozlarla oyalanıyorum...bir süre sessize almalıyım duygularımı ve düşüncelerimi diye düşünüyorum; söylenenleri ve kendimi daha iyi duyabilmek için....bazı şeylerin daha iyi farkına varabilmek için belki de..bilemiyorum..
kitapları ve umut tozları serpiştirdiğim  hayatı(mı) kaldığı yerden okumaya devam etmeliyim...yoksa  bu gidişle sadece kendi sesimi duyacam sanırım d/ipsiz kuyularda....bu gidişle göğe bakmayı, maviyi..sarıyı..toprağı....baharı..sonbaharı..aynaları...renkleri...çiçekleri..
sevgiyi...sevdiğim şeyleri..sevdiklerimi..seveceklerimi...hakkıyla yaşamayı...'hak' için yaşamayı unutacam...şükretmeyi...hamdetmeyi...
bu gidişle kendimi bi' yerlerde unutacam gibi...
bir yerlerde...ve bir daha bulamamacasına..

'birden gelir kış fark etmezsin...
kalbinde siren sesleri...'

geç olmadan bazı şeyler...güç olmadan....göç olmadan...

24 Temmuz 2013

öyle işte...

uzun zamandır ne yazacağını bilemeyenlerin dramı var üzerimde..sürekli  içimden konuşuyorum kelimeler yorulmasın diye..ya da kelimeler içimi yormasın diye de susmuş olabilirim bilemiyorum...bir kısırdöngü hali..bir çok şeyi bilemiyorum ve bilmek de istemiyorum zaten...bilmek kadar insanın kalbini yoran bi şey var mı?
düşünmek mesela, nasıl insanı yerle bir eden bir eylem...
düşünmek bir sıkıntı....
düşünmek bir umutsuzluk..
düşünmek bir kayboluş..
düşünmek bi' düşüş bazen uçurumun en derinine..
bazende bir ölüm en fiyakalısından..çok az mutluluk barındırır içinde düşünme eylemi....yok denecek kadar az...
düşünüyorum; o halde alabildiğine huzursuzum..ötesi var mı?... yok...

bilmek mutsuzluktur..
düşünmek ise  küçük fiyakalı bir ölüm..

05 Nisan 2013

karman çorman hisler...

aklım pazar yeri gibi...çok kalabalık..çok gürültülü..çok karmaşık...
kendime gelmek istiyorum..ama olmuyor..olmuyor işte..

zihnim aşırı yorgun, kafam olmuş köstebek yuvası..nasıl anlatsam; sanki geceden rock-metal konserine gitmiş de, sabaha kadar, orda sürekli kafa sallamışım gibi tıpkı...beynim uyuşmuş...
bu kalp taşıyamıyor  artık bu bedeni...bu anlaşılamayan, bu bitmek bilmeyen hüzünleri....

kendime gelmek istiyorum..ya da kendimden alabildiğince uzaklara gitmek....gidemiyorum..olmuyor...

hiç olmadığım kadar kendime geldiğim de oluyor bazen..lakin hiç olmadığım kadar da mutsuz oluyorum işte o zaman....kaçmak istiyorum..nereye gideceğimi bilmeden....

insan nereye giderse gitsin, kendinden bir adım öteye gidebilir mi?..
kendinden kaçamıyor ki insan...kaçtığını düşün mesela; karşına çıkan herşey yine, yeni bir muamma...

olsun ya, ben yine de kendimi unutmak istiyorum bir yerlerde...
içimdeki o bitmeyen deliliği alıp yanıma...
dünyayı sallandırmak istiyorum zihnimde...

 'artık beni bu çağdan topla kalbim / bir şarkıya binip gideyim...'




01 Nisan 2013

tamburu yokuştan..




"tam da kendimi görmekten yorulmuşken 
sırları döküldü bir bir
öfkesi bal aynaların...

...
kese biçe bir şarkı tutturdum ki   
tamburu yokuştan...


dönüyorum ah dönüyorum dönmedolabımda idareten 

açıları keçileri kaçıra kaçıra bi' hoş oldum
sapıyorum da, sapı kimin bu, asılı kesili meydanların
kaçacağım deliğime bir harala gürele bulunca..."


bugünlerde beni anlatan ve hiç bıkmadan dinlediğim parça..
tamburu yokuştan..


02 Mart 2013

reçete...

'aklımı askıya aldım ne yapsam duygudandır 
ah akıl senin yüzünden kaçırdım yaşamayı 
aynı gemi aynı liman aynı yük 
güverteden denize iteklemek geliyor 
tayfa olup içimdeki kaptanı...'

 a.budak

16 Ocak 2013

ne farkeder.....

hüzün; içimi(zi)n muson yağmurları...
muson yağmurları mı, kar mı, tipi mi hangisi bilemedim..
seviyorum yağmurları ama bu  sefer tipi 'ye tutulduysam demek...
...

şimdi buraya bir şarkı iyi giderdi ama neyse..
belki daha sonra...
 

03 Aralık 2012

yokuş...

çıktıkça büyüyor yokuşu sokakların...
durdukça tenhalaşıyor suskun rüyalar..
adresi kayıp bir yol..
yolunu kaybeden bir yolcu...

http://fizy.com/#s/3y74p9 








 

05 Mart 2012

zorunda mıyım?

kendini gölgelere saklamak mı?...
kendini gölgelerden saklamak mı?
yoksa kendini gölge olarak saklamak mı?

08 Şubat 2012

celladıma gülümserken..

....
laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
ruhum sahte
evi nepal’de kalmış
slovakyalı salyangozdur ruhum
sınıfları doğrudan geçip
gerçekleri gören gençlerin gözünde..

acaba kim bilen doğrusunu? hatta ben
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum..

...
ben oysa
herkes gibi
herkesin ortasında
burada, bu istasyonda, bu siyah
paltolu casusun eşliğinde
en okunaklı çehremle bekliyorum
oyundan çıkmıyorum
korkuyorum sıram geçer
biletim yanar diye
önümde bir yığın açalya
bir sürü çarkıfelek
gergin çenekli cesetleriyle
önümde binlerce çiçek
korkuyorum sıra sende
sen de başla ve bitir diyecek.

yo, hayır
yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
söyleyin
aynada iskeletini
görmeye kadar varan kaç
kaç kişi var şunun şurasında?
...
i.özel.

24 Mart 2011

parçalı bulutlu hayatlar....

"herkes aynı ölmüyor...
kimi azala azala..."
(m.mungan)

****
herkes aynı şarkıyı söylüyor...
sen detone oluyorsun...

herkes aynı yağmurda ıslanıyor
sen sele kapılyorsun...

güneşe dönmüşken yüzünü bazıları
sen parçalı bulutlu yaşıyorsun....
......
evet, herkes aynı ölmüyor kimi azala azala....

29 Ocak 2011

iki kere iki...

ne yazayım?
neden yazayım?
niye?
bir arpa boyu yol alamadıktan sonra..
koca bir hiçlik gelip de oturmuşsa orta yerine düş(ünce)lerimin
tahttan indirmişse o erişilmez yürek padişahını..
her saltanatın bir sonu vardır mutlaka..
***
her yol  bir g/özetleme kulesi...
özetlersek kısaca; sanırım suskunları oynuyorum...

20 Ocak 2011

içsel haller...

sevmiyorum bu hallerimi, aklımda bir sürü kelime cirit atarken hepsini bir araya toplayıp şöyle aklı başında bir cümle kurmak istemek...bir kitap  okunup bittikten sonra değişen ruh halim...kitap alırken daha çok deneme ve şiir kitapları tercihimdir.  romanı pek tercih etmem  ama "kürk mantolu madonna"yı okuduktan sonra....bilmiyorum...
raif bey...maria puder...ruhum benden ç/alınmış gibi...

29 Aralık 2010

toprak giderir mi ki tutsaklığı ?...

havasız mı kaldı dünya,
kirletenler kim?
her gün mutlaka gece oluyor
güneşi kirleten kim?

 ****
yeni yıl  mı gelmiş?
banane!
ben eskileri severim
eskicileri bir de...
....
ben gelenlerin değil..
gidenlerin  yanındayım..
bir  suçluyu en çok kim korur?
diğer bir suçlu..
bir çocuğa en çok  kim güvenir?
diğer bir çocuk...
...
yeni yıl, gelme hiç!
gene böyle seveceksen
yıkacaksan ortalığı, yakacaksan 
hiç gelme!

yazacaksan temiz bir şeyler
beyazlat önce sayfalarını
kirli çamaşırlarını kapıda bırak...
ya  da gelme..

geleceksen de
usul usul gel 
uslu ol !
geceyi uyandırma....

******

bildiğin gibi değil !
bilidiğin gibi değil !

hayat,
yeni yıldan sana hayır yok
on üzerinden sıfır
git kendine çalış...
biraz da zayıflarını kurtar...

11 Kasım 2010

yaşamın kıyısına vuran düşler...

...bazen "yaşamak"  bir deniz kıyısında oturup gelip geçen gemileri seyretmek kadar  mutluluk verse de insana, mutluluk denen şey dilimizdeki o kremalı nakaratlardan başka nedir?...

dinlemek seyretmek güzel olsa da ufukta kaybolan gemileri; avucumda kalan yalnızlığın o son hırçın bakışlarını,  fırlatıp içimdeki  denizlere, bir martı olup seyretmek varken uzaktan; şimdi ne desem boş bir bakış kadar anlamsız gelecek...

dalgalı denizler kadar hırçındır yalnızlığın sözleri...ağır...ve asi...
denizler dalgalanmadan durulmaz...
ya içimdeki gel-geç sevdalar?

09 Ekim 2010

birdenbire...

Geçiyor mevsimler şakayla karışık. Gelen her gün  parçalı bulutlu..Hüzünler ayaklandı; sevinçten naralar atıyor..Giden  her günün ardından  ezberler dağ gibi...Saltanatlar yıkılmak üzere...Sözler kayıp...

07 Ekim 2010

kurşunlarla dans...

"Yerimi bilmem!
bilmem

ne taraftayım...
Sesimi duymam!
duymam
ne zamandır araftayım..."

05 Ekim 2010

saat kaç oldu sahi?

"Geceyi siyaha boyayan hüznüm olmalı. Tanıdık bir yalnızlıkla başbaşa değilim bu gece. Birşeyler yapmam lazım. Düşüncelerimin her kelimesi yorgun hüzün. Sığmıyor artık içime bu çığlık. Artık birşeyler yapmam lazım..."