bugün yine kendimden geçerken zarif adama uğradım...hani şu zarif incelikli şair ..cahit zarifoğlu..onu okumak benim için bir ayrıcalık..bir uçurum tasviri onu okumak...bunu daha önce de söyledim ve her seferinde söylemekten de bıkmayacağım sanırım.
ve yine olan oldu, kendimi uçurumun dibinde buldum onun şiirleriye buluşunca..hep öyle olur..hep..
bir ölme biçimidir benim için zarifoğlu okumak..bazen de göğe merdiven dayayıp arşa yükselmek gibi..öyle bi' şey işte..
keşke dedim uğramaz olaydım.
oysa ki keşkeler değilmiydi bizi susmalara susattıran...
şöyle diyordu zarif adam orda:
'arkamdan rüzgar seğirtiyor
ellerim dağdaki kulübeden ses ediyor
orman uğultuları
kurt ulumaları...'
ve sonra şu satırlar içimin en ücra köşesine mıh gibi geldi oturdu;
'içim büyük sabırla haşlandı
içim ey içim bu yolculuk nereye
yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin..'
ve kimseyi göstermeyen aynalar vardı her yerde..herkes vardı ama hiç kimse yoktu..
'bir sabah bir çeşit güvercin fıtınasıydı
sur önünde..
gözleri burçlara..'
'zaman bir takla attı
zaman bir takla daha attı..'
ve içimden her defasında avaza avaz susmak geldiğinde;
zarif adamın hep o sözleriyle irkildim;
'hayır kalbim! yorulmadın,
hayır hayır,
yıkıl daha!..'
25 Temmuz 2013
24 Temmuz 2013
öyle işte...
uzun zamandır ne yazacağını bilemeyenlerin dramı var üzerimde..sürekli içimden konuşuyorum kelimeler yorulmasın diye..ya da kelimeler içimi yormasın diye de susmuş olabilirim bilemiyorum...bir kısırdöngü hali..bir çok şeyi bilemiyorum ve bilmek de istemiyorum zaten...bilmek kadar insanın kalbini yoran bi şey var mı?
düşünmek mesela, nasıl insanı yerle bir eden bir eylem...
düşünmek bir sıkıntı....
düşünmek bir umutsuzluk..
düşünmek bir kayboluş..
düşünmek bi' düşüş bazen uçurumun en derinine..
bazende bir ölüm en fiyakalısından..çok az mutluluk barındırır içinde düşünme eylemi....yok denecek kadar az...
düşünüyorum; o halde alabildiğine huzursuzum..ötesi var mı?... yok...
bilmek mutsuzluktur..
düşünmek ise küçük fiyakalı bir ölüm..
düşünmek mesela, nasıl insanı yerle bir eden bir eylem...
düşünmek bir sıkıntı....
düşünmek bir umutsuzluk..
düşünmek bir kayboluş..
düşünmek bi' düşüş bazen uçurumun en derinine..
bazende bir ölüm en fiyakalısından..çok az mutluluk barındırır içinde düşünme eylemi....yok denecek kadar az...
düşünüyorum; o halde alabildiğine huzursuzum..ötesi var mı?... yok...
bilmek mutsuzluktur..
düşünmek ise küçük fiyakalı bir ölüm..
15 Mayıs 2013
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)